Istanbul

Istanbul


Di Nergiz Varli

Istanbul, doğduğum büyüdüğüm şehir. Benim için hiçbir şehirle karşılaştırılamayacak kadar eşsiz bir güzelliğe sahip, insanın aklını başından alan , masal ve rüyalar şehri … Çağlar boyu üç ayrı İmparatorluğa başkentlikle birlikte yüzyıllar boyu farklı medeniyetlere din, dil, ırk ve kültüre ev sahipliği yapmış 8500 yıllık bir geçmişe, tarihe sahip . Her milletin gözbebeği, kutsalı olmuştur. Napolyon’un “Dünya bir gün tek devlet olursa , başkent İstanbul olmalıdır” dediği şehir. Avrupa ‘nın en kalabalık ve en büyük metropolü. Nüfusu 18 milyonun üzerinde âdeta kendi başına bir ülke gibidir. İstanbul her yıl kapılarını binlerce yerli ve yabancı turiste açmaktadır. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan dünyadaki tek şehirdir. Boğazının güzelliği karşısında Bizanslılar tarafından “Dünyanın Kolyesi “ olarak adlandırılmıştır. Var olduğundan beri mitolojiye, güzel aşklara, efsanelere, yüzlerce binlerce hikayeye, şairlerin en güzel şiirlerine, filmlere konu olmuştur. Yazarların kaleme aldığı bir semtiyle bile sizi kendine âşık edebilecek kadar inanılmaz güzellikteki kenttir. Şair İlhan Berk’ in şiirinde “Kurşunlu Kubbeler” şehridir İstanbul.
Tarihi dokusu kültürü, mimarisi, sarayları, köşkleri, anıtları, kuleleri, çeşmeleri, meydanları, kiliseler, sinagogları, boğazı, binaları, surları, camileri ve semtleri, adaları, müzeleri, sokakları, pasajlarıyla muazzam zenginliğe sahip olan İstanbul, yaşam kültürüyle geçmişin ve günümüzün etkilerini halen sürdürmekte.
Bu olağanüstü şehri, daha da görkemli yapan şehrin siluetini belirleyen dinleri, dilleri, insanlığı kucaklayan eşi benzeri olmayan UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Ayasofya ile anlatmaya başlayacağım.
Aya(kutsal,aziz’e) Sofya (bilgelik) Ayasofya “Kutsal Bilgelik” yüzyıllardır insanlığı kucaklayan, medeniyetleri, dinleri birleştiren insanlığın ortak mirası, kutsal mabet. Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul da yapmış olduğu en büyük kilisedir. Ayrıca Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği başkentin en büyük kilisesi olarak katedral görevini görmüştür. Klasik Romanın mimarlık ve mühendislik harikasıdır. Günümüz Ayasofya’sı inşa edilen ilk Ayasofya değil üçüncüsüdür. Birinci kilise İmparator Konstantin tarafından 360 yılında yaptırılmış bir ayaklanmada yakılmıştır. İkinci kiliseyi 415 yılında II.Theodosis yeniden yaptırmış fakat o da Nika İsyanının kurbanı olmuştur. Rivayete göre I.Justinianus’un Ayasofya’yı rüyasında görüp inşasına başlamıştır. Üstelik adı da yine rüyasında ki Aziz tarafından söylenmiş. Böylece dünyanın en büyüleyici, ihtişamlı ve heybetli kilisesini yaptırmaya başlamıştır. Kilisenin yapımı ile bizzat ilgilenmiştir. Döneminin iki önemli mimarına Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Trales’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. Ayasofya günümüz koşullarında dahi inanılmayacak kadar kısa bir sürede, tam 5 yılda yapılmıştır bu eşsiz yapı.
Ayasofya’yı ziyaret ettiğinizde ön girişinde sizi ikinci kilisenin kalıntıları karşılıyor. İç narteksteki (koridor) mermer ve mozaiklerin güzelliği sizi neyin beklediğiniz habercisi gibidir. Mozaiklerin yapımında cam, altın, gümüş ve renkli taşlar kullanılmış. Ayasofya’nın benzersiz koridorlarını geçtikten sonra ana mekana geçişi sağlayan kapıların en özeli 7 metre boyundaki İmparator kapısı tüm ihtişamıyla karşımıza çıkar. Yalnız İmparator ve mahiyeti tarafından kullanılırmış. Rivayete göre kapının tahtaları Nuh’un gemisine aitmiş. Kapıdan içeri girdiğiniz anda iki dini birbiriyle buluşturan göz alıcı eserler sizi etkisi altına alıyor . Justinianus, Ayasofya’nın daha da görkemli gözükmesi için İmparatorluğun farklı bölgelerinden Aspendos, Ephesos, Baalbek, Anadolu ve Suriye’deki antik kentlerinden en güzel parçaları getirtmiştir. Ayasofya’da 40 tanesi alt galeride 64 tanesi de üst galeride olmak üzere toplam 104 tane sütun bulunmaktadır. Yine bu sütunlardan bazıları Artemis Tapınağı’ndan ve Mısır’dan getirtilmiş. Dikdörtgen bir yapıya oturtulan 56 metre uzunluğundaki kubbe döneminin en yüksek ve en büyüğüdür. Ayasofya’nın duvarlarında yer alan mozaiklerde hristiyanlık için kutsal kabul edilen kişiler ve Bizans İmparatorlarının mozaikleri’nin bir çoğu günümüze kadar kalabilmiştir.
916 yıl kilise olan yapı Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. Fakat adını değiştirmemiştir. İlk minare onun döneminde yapılmıştır. Yapı en iyi şekilde korunmuş ve güçlendirilmiştir. Depremlerde zarar gören Ayasofya’ya hem Doğu Roma hem de Osmanlı döneminde önemli onarım ve bakım yapılmıştır.
Ayasofya 1930-1935 yılları arasında restorasyon için kapatılmış yine aynı dönemde 1934 yılında Bakanlar Kurulu’nun kararı ile müzeye çevrilmiştir. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri arasındadır. Yılda 3.5 milyon insan ziyaret ediyor. Ayasofya tarihi boyunca hem kilise hem cami hem de müze olmuştur.
Ayasofya, içine girdiğiniz anda sizi yüzyıllar öncesine ruhani bir yolculuğa çıkarıyor. Gözünüzün gördüğü, değdiği her yer 1500 yaşında ve milyonlarca adımın izindesiniz. Bunu bilmek bile insanı derinden etkiliyor. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz, nerde durup nerenin fotoğrafını çekeceğinizi de. Bir yandan sadece orada olmak, soluklanmak ve kendinizi dinlemek istiyorsunuz, yüzyıllardır hayat bulmuş insanlıkla beraber. Bir yandan da hem Hristiyanlığı hem İslamiyet’i buluşturan en nadide eserleri izlemek istiyorsunuz. Bizantion, Konstantine, İstanbul dünya’nın en özel yapılarından birine baş döndürücü bir güzelliğe ev sahipliği

Nergiz Varli corrispondente Progetto Radici Istanbul ,Turchia

Ph Nergiz Varli.

La mia Istanbul

(Traduzione a cura di Daniela Piesco Vice Direttore www.progetto-radici.it)

La mia Istanbul.

“È una città incredibilmente bella che può farti innamorare di se stessa, anche ,solo di un quartiere.”( İlhan Berk poeta turco )

Istanbul è la città in cui sono nata e cresciuta Per me, una città unica che non può essere paragonata a nessun’altra città.
È nota per essere la città delle fiabe e dei sogni e per me è bella e strabiliante.

Ve la racconto .

È stata la capitale dell’impero e per per secoli è stata la patria di diverse civiltà, religioni, lingue, razze e culture .
Pensate che ha un passato e una storia di 8500 anni. Un vecchio detto turco la definisce come “la pupilla degli occhi di ogni nazione che è stata benedetta”.

Ma anche il grande imperatore Napoleone ne restò ammaliato “Se un giorno il mondo sará un unico stato, la capitale deve essere Istanbul”.

Di tutta la Turchia è certamente la metropoli più popolosa e più grande: con una popolazione di oltre 18 milioni di abitanti, è quasi come s’è fosse un paese a sé stante.
Istanbul apre le sue porte a migliaia di turisti locali e stranieri ogni anno : ci sono arrivi sia dal continente asiatico che europeo.
Non a caso è anche definita la “Collana del mondo”. È inoltre ricca di storie mitologiche bellissimi amori e leggende. È stata oggetto di centinaia di migliaia di storie raccontate attraverso le più belle poesie e film.

La sua tradizione culturale è visibile nelle “cupole piombate” dei palazzi e delle ville ma anche nei numerosi monumenti, torri, fontane, piazze, chiese sinagoghe, moschee e quartieri, musei .in altre parole in ogni strada !

L’ enorme ricchezza,di questa città ,come ho detto prima, nasce dalla lunghissima tradizione storico culturale che si coniuga con un presente ricco di multiculturalita’:diverse sono le religioni, le lingue e l’umanità che definiscono la sagoma di questa straordinaria città, rendendola ancora più magnifica.

Uno dei suoi quartieri ,quello di Hagia Sophia, è sulla lista del patrimonio culturale mondiale dell’UNESCO.

Ci tengo molto a parlarvene.

Aya (al santo, al santo) Sofia (saggezza) Hagia Sophia “Holy Wisdom” significa letteralmente la saggezza del santo che abbraccia l’umanità per secoli.

Infatti è considerato il luogo ove il patrimonio comune dell’umanità unisce civiltà e religioni con il tempio sacro risalente all’ Impero Romano d’Oriente

Il tempio è la chiesa più grande che si sia costruita a Istanbul dai tempi dell’ Impero (Romano d’Oriente)ed era la cattedrale come la dove venivano incoronati i sovrani.
È una meraviglia architettonica e ingegneristica del periodo classico.

Oggi , chiaramente il quartiere si presenta in maniera diversa dal passato e in particolare il tempio è stato ricostruito.Ricordo brevemente la sua storia.Di fatto quella attuale è la terza ricostruzione. La prima chiesa fu costruita dall’imperatore Costantino nel 360 durante una rivolta ; successivamente venne bruciata. La seconda chiesa fu ricostruita nel 415 da Teodosi II, ma fu anche vittima della ribellione di Nika.
Secondo la leggenda, l’imperatore Giustiniano vide Hagia Sophia in un sogno e inizió la sua costruzione esattamente come l’aveva vista nel sogno : incantevole, magnifica e imponente.
Si narra che abbia curato personalmente la costruzione della chiesa.
La realizzazione dell’opera fu a cura degli architetti Isidoros di Miletos (Milet) e Anthemios di Trales (Aydin)e fu costruita in un tempo incredibilmente breve, esattamente 5 anni.

Quando visiti Hagia Sophia, le rovine della seconda chiesa ti accolgono all’ingresso principale, nel nartece interno.

La bellezza dei marmi e dei mosaici (del corridoio) è il presagio di cosa aspettarsi.
Per la sua costruzione sono stati utilizzati vetro, oro, argento e pietre colorate. I corridoi di Hagia Sophia sono unici al mondo.
Speciale è anche la bellezza del cancello che consente l’ingresso alla sede principale :dopo aver varcato questa porta si arriva alla stanza dell’Imperatore che è lunga ben 7 metri.

Essa ci appare con il suo splendore.

Tale ingresso era usato solo dall’Imperatore e dalla sua servitù .Secondo la leggenda, gli assi della porta appartenevano all’arca di Noè. Questo lo trovo davvero accattivante: ossia riunire due religioni non appena si varca questa porta.

È inutile dire che le opere presenti ti affascinano e ipnotizzato.. Giustiniano, per rendere Hagia Sophia ancora più magnifica volle raggrupparvi quelle provenienti dalle parti più disparate del mondo :Aspendos, Ephesos, Baalbek, Anatolia e antichità della Siria sono solo alcuni esempi delle diverse regioni dell’impero presenti.
Ci sono i pezzi più belli delle città dell’impero: 40 nella galleria inferiore e 64 nella galleria superiore.
Inoltre hagia Sophia vanta 104 colonne alcune delle quali sono Artemide,una cupola lunga 56 metri costruita in una struttura rettangolaree numerosi mosaici sulle pareti appartenenti sia alla religione cristiana che bizantina.

Molti sono considerati sacri.

È bene sottolineare che l’edificio, che fu una chiesa per 916 anni, divenne una moschea dopo che Fatih Sultan Mehmet conquistò Istanbul nel 1453.
Ciononostante non venne cambiato il suo nome. Venne danneggiata da forti terremoti e
durante il periodo ottomano furono eseguite importanti riparazioni e manutenzioni.
Difatti fu chiusa tra il 1930 e il 1935 per consentire le operazioni di restauro.

Successivamente venne trasformato in museo per decisione del Consiglio dei ministri.Oggi è il museo più visitati al mondo:3,5 milioni di persone lo visitano ogni anno.

Con Hagia Sophia entri in un viaggio spirituale che ti porta indietro di secoli :tutto ciò che vedi e tocchi ha 1500 anni e tu sei sulle tracce di milioni di passi.

Questo mi colpisce profondamente.

Non sai cosa guardare per prima , dove fermarti e dove fare una foto.E ad un tratto vuoi solo essere lì, respirare ascoltare te stesso e la vita che per secoli è passata di li.
Ciò che colpisce è come sia stata riunita l’umanità,credo sia rara la convivenza tra cristianesimo e islam.

Daniela Piesco

Daniela Piesco

Lascia un commento

Il tuo indirizzo email non sarà pubblicato. I campi obbligatori sono contrassegnati *

%d blogger hanno fatto clic su Mi Piace per questo: