Eminönü – Sirkeci Bölum III

Eminönü – Sirkeci Bölum III

Di Nergiz Varli

BÜYÜK POSTANE

I.Ulusal Mimarı Akımının önemli yapıtlarından olan bina Mimar Vedat Tek’in ilk ve en önemli eserleri arasında yer almaktadır.1905-1909 yılları arasında inşa edilmiştir. Türkiye’nin en büyük postanesidir. Yapı görkemli ve heybetli mimarisi ile dikkat çekmektedir. İstanbul’un sembol binalarındandır. Dış cephede Hereke’den getirtilen yontma taşlar, zemin ve merdivenlerde mermer, süslemelerinde de Kütahya çinileri kullanılmıştır. Süslemeler de 16.yüzyıl Osmanlı mimarisi ağırlıklıdır. Binanın en dikkat çeken özelliklerinden biri Padişaha diğeri Posta Telgraf Nazır’ına ayrılan iki kulesinin bulunmasıdır. Bu bina Mimar Vedat Tek’e Legion d’Honneur ödülünü kazandırmıştır. Dokuz yıl Radyo Evi olarak hizmet veren binanın içerisinde tarihi ile ilgili bir müze bulunuyor.

VLORA HAN
Büyük Postane’nin hemen sağında yer alan han Art Nouveau tarzının en iyi örneklerindendir. Vlora Han , görenleri kendine hayran bıraktıracak gül bezemeleri ile süslüdür . Bina’nın ön cephesini zenginleştiren gül ve iç içe geçmiş çiçek şeklinde ki taş süslemeler zanaatçı’nın tüm ustalığını gözler önüne seriyor. Art Nouveau’nun İstanbul’daki en güzel binalarındandır. Mimarı ve ne zaman yapıldığı bilinmiyor ama 20.yüzyıl’ın başlarına tarihlendiriliyor. Üçgen bir arsa üzerine yapılan hanın üç sokağa cephesi var. Art Nouveau mimarisi için önemli bir yapı olan han bu üslupta inşa edilmiş ticari binaların ayakta kalan, en önemli binaları arasında yer alır. Han günümüzde de büro ofis ve depo olarak kullanılıyor.

HOBYAR CAMİİ
Büyük Postane binasının hemen arkasında yer alan camii ilk olarak 15.yüzyılın ikinci yarısında Emin Hobyar Hoca tarafından yaptırılmış. Zamanla harap olan yapı, postanenin yapımı sırasında Mimar Vedat Tek tarafından yeniden yapılmıştır. Mimarın yaptığı iki cami’nin ilkidir. Cami tek kubbelidir fakat Osmanlı camilerinde kullanılan kubbelere benzemez daha çok Hint etkisinde olan soğan şeklinde, geniş saçakları olan bir kubbedir. Cami’nin içi oldukça sade tek renk bir boya ile boyalıdır. Buna karşın dış cephe Büyük Postaneden izler taşır. Kubbe ve pencere kenarları Kütahya Çinileri ile süslenmiştir. Cami’nin minaresi tek şerefeli ve üzerinde külah vardır. Bu özelliği ile Arap mimarı üslubu ön plana çıkıyor.

HOCA PAŞA CAMİİ
Sirkeci de bulunan camii Hoca Üveys tarafından yaptırılmıştır. İlk olarak 1477 yılında yapılan camii 1829 Hocapaşa yangının da tahrip olmuş ve 1830 yılında yeniden yapılmıştır. Diğer camii’ler den farklı olarak avlusu yoktur. Sokaktan girişi olan camii tek katlıdır ve kalın tek şerefeli minaresi vardır. Kapıları geleneksel el sanatların’dan olan Ahşap Oymaclığı’nın en güzel örneklerindendir. Camii’nin yanında 19.yüzyıl’a ait rokoko tarzı bir çeşme ve hamam bulunmaktadır.

SİRKECİ İSTASYONU (İSTANBUL GARI)
II.Abdülhamid tarafından Alman mimar August Jachmund’a yaptırılmıştır. 1888-1890 yılları arasında yapımı iki yıl sürmüş 1890’da hizmete açılmıştır. Oryantalist bir mimari ile yapılmıştır. Dış cephede mermer, granit ve Marsilya’dan getirilen kırmızı tuğlalar kullanılmıştır. Avrupa demiryolu ağının son noktası olan gar özellikle Orient Ekpresi ile Avrupa’dan gelen yolculara hizmet vermek için yapılmış. Londra’dan yola çıkan tren Paris üzerinden İstanbul’a ulaşırmış. Bu ulaşım ağı İstanbul’un önemini arttırmış yapıldığı dönemde sarayın, surların ve denizin kıyısında olan gar günümüze ulaşmış önemli bir yapıdır. Ayrıca bina içerisinde bir müze bulunmakta her hafta Cuma akşamları “sema” gösterileri yapılmakta.

SEPETÇİLER KASRI
1643’te Sultan İbrahim tarafından Bizans İmparatorluğu döneminden kalma surların üzerine inşa ettirilmiştir. ( II. Theodosius zamanın da yapılan surlar.) Topkapı Sarayı’nın dış bahçesinde ve kıyı alanlarında yer alan köşklerden bugüne kadar ayakta kalmış tek köşktür. Mimarı Davut Ağa’dır. Daha önceleri Saltanat kayıkları’nın konulduğu kayıkhanedir. Osmanlı dönemin de yapılmış köşklerin en görkemlilerindendir. Osmanlı Sultanları buradan Donanma’nın sefere çıkışını veya dönüşünü izlerlermiş.

GÜLHANE PARKI
Toplam alanı 163 dönümlük bir alana yayılmış olan Gülhane Parkı, Topkapı Sarayı’nın dış bahçesiydir. Adını içinde bulunan çeşit çeşit güller’ den çiçeklerden alan park İstanbul’un en eski ve en tarihi parklarındandır. Hagias Georgies Manastırı ve Panagia Hodegetria Ayazması’nın bölgede yer alması Bizans döneminde burayı değerli kılmıştır. Askeri depoların ve kışlaların bulunduğu Gülhane V.yüzyıl’a ait Bizans Sarnıcı bulunmakta. XIII.yüzyıl da Konstantinopolis Üniversite’sine ev sahipliği yapmış. Osmanlı dönemin de 1839 da Tanzimat Fermanı okunmuştur. Park 1912 yılında düzenlenerek halka açılmıştır. Ulu Önder Atatürk’ün Cumhuriyet’ ten sonra açık alanda ilk defa dikilen heykeli burada bulunur. Atatürk, Latin harflerini halka ilk defa bu parkta gösterdi. Naaşı Ankaraya gönderilirken İstanbul’daki son tören parkın Sarayburnu bölümünde yapılmıştır. Park günümüzde bünyesinde barındırdığı elli’ ye yakın farklı tür laleyle iki milyonu aşkın ziyaretçisine her bahar kapılarını açıyor. Gelin birazda parkın içindeki anıtlara yapılara bakalım.

ATATÜRK HEYKELİ
HALK OZANI AŞIK VEYSEL

GOTLAR SÜTUNU
Yüksekliği 18.5 metredir. Parkın Sarayburnu girişinde tepe de ağaçların arasındadır. Prokonmessos mermerinden tek bir blok halinde yapılmıştır. Sütun başı korint üslubun da kartal arması ile süslüdür. Sütun adını kaidesinde bulunan Latince bir yazıttan alıyor. Roma döneminden günümüze hiçbir değişikliğe uğramadan gelen en eski Abide’dir. Genel inanışa göre bugünkü kitabe II.Claudius’un Gotlara karşı kazandığı zafer için dikilmiştir. Bir diğer inanışa göre de şehrin kurucusu Konstantin’in 331-332 tarihlerinde Got kabilelerine karşı kazandığını galibiyet içindir. Kaidesinde zorlukla okunan yazı her ikisi de Gotları yenmiş İmparator olduğu için hangisi adına dikildiği kesin olarak bilinmiyor.

ALAY KÖŞKÜ
Topkapı Sarayı’nın dış suru üzerinde padişahların geçit yapan alayları seyretmek için yaptırılan köşktür. XVI.yüzyılda ahşap olarak yapılan köşk 1819 yılında II.Mahmud tarafından Batı Avrupa üslûbunda yeniden yaptırılmıştır. Köşk’ün üstünü geniş saçaklı soğan biçiminde ve dilimli, kurşum kaplı bir külah örtmektedir. İçeride ise külahın kubbe halinde olduğu görülmektedir. Köşkün önündeki geniş rampa padişahların atla kapıya kadar gelmeleri kullanılmış.

Nergiz Varli Muhabir Proje Kökleri İstanbul Türkiye

yazı ve fotoğraflar Nergiz Varli

Daniela Piesco

Daniela Piesco

Lascia un commento

Il tuo indirizzo email non sarà pubblicato. I campi obbligatori sono contrassegnati *