Istanbul:sultanahmet meydani

Istanbul:sultanahmet meydani

Di Nergiz Varli


Sultan I.Ahmet’ten adını alan meydan ve çevresi hem yerli hem yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği önemli noktaların başında geliyor. Sultanahmet meydanı Tarihi yarımada da yedi tepe üzerine kurulan şehrin “birinci“ tepesinde yer alan ve İstanbul’un siluetini belirleyen şehrin en eski bölgesidir. Bu bölge İstanbul’un binlerce yıllık tarihinde her dönemim merkezi olmuştur. İmparatorlar şehirlerini , saraylarını ve ibadethanelerini herzaman bu bölgede kurmuşlardır. Bunun en önemli özelliklerinden biri de Doğu Roma İmparatorluğu döneminden kalan Milyon Taşı ( Sıfır Noktası)’dır. Antik dönemde Doğu Roma’nın başkentinde Dünya’nın başladığı yer, dünya’nın Sıfır Noktası olarak kabul edilmiştir. Buradan başlayan yol ana caddeleri ve sur kapılarını geçerek oradan da Dünya’nın dört bir yanına ulaşıyordu.
Osmanlı döneminde At Meydanı adını alan Roma ve Bizans İmparatorluğu’nda Hipodrom olarak kullanılan meydan, araba yarışlarına, eğlencelere , düğünlere, geçitlere ve tarihin akışını değiştiren önemli isyanlara ve toplumsal olaylara tanıklık etmiştir. Hipodrom ’un tarihi 203 yılına, İmparator Septimus Severus’un krallığına uzanıyor. Büyük Konstantin zamanında hipodrom büyütülmüş ve genişletilmiştir. Meydan üzerinde Roma döneminden günümüze hiçbir değişikliğe uğramadan gelen bir çok tarihi anıt bulunuyor. Bugün nal şeklindeki hipodromdan geriye kalan kalıntılar da görülebilecekler arasında. Geldiğiniz de mutlaka ve muhakkak görülmesi gereken yerler arasında bulunan bu eserleri gelin beraber inceleyelim.


BÜYÜK SARAY
Büyük Saray, İstanbul’u başkent yapan Roma İmparatoru Konstantin tarafından yaptırılmıştır. MS 330 yılında inşa edilen saray kompleksi yaklaşık 800 yıl süreyle faal olarak kullanılmıştır. Büyük Saray’ın yeri Ayasofya ile Antik Hipodrom arasındaydı. Saray Marmara Denizi’ne doğru inen Topkapı Sarayı’ndaki köşkler gibi inşa edilmiştir. Sultanahmet Camii Büyük Sarayın olduğu bir kısma yapılmıştır. Sarayın büyüklüğünün yirmi bin metrekare olduğu düşünülüyor. Saraydan günümüze kalan mozaikleri Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’nde sergileniyor.

BÜYÜK SARAY MOZAİKLERİ MÜZESİ
Doğu Roma Büyük Sarayı’nın revaklı avlusunda 1935 yılında başlayan kazılarla ortaya çıkan mozaikler gündelik hayata dair tasvirler içerir. En göze çarpanları ise fil ve aslan, bir kısrağın tayı emzirmesi, keçi sağan adam, kaplan vuran avcılar, elma yiyen ayılar gibi konuları betimleyen sahneler yer almaktadır. Dinsel konular tasvir edilmemiştir. Müze, Sultanahmet camii külliyesi içerisinde Arasta Pazarı içerisindedir.

SULTANAHMET CAMİİ
Sultan I.Ahmet tarafından 1609-1616 yılları arasında Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk altı minareli camiisidir. Ayasofya’dan yaklaşık 1000 sene sonra yapılmıştır. Sade ama görkemli içinin ihtişamıyla göz alıcı nitelikte ki camii altı minaresi ile İstanbul’un şehir siluetini belirleyen en önemli yapısıdır. Camii komşusu Ayasofya’dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanısıra geleneksel İslami mimaride ağır basar ve klasik dönemin son büyük camii’si olarak görülür. Camii’nin içi İznik’te 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20 binden fazla lale, karanfil, gül, zambak desenli çinilerle süslenmiştir. Camii’nin içi duvarları ile sınırlanan ibadet alanı biçim olarak kareye yakın bir dikdörtgendir. Sultanahmet camii’nin içi dört yapraklı yonca planına sahiptir. Sultan I.Ahmet ‘in 14. Padişah olması sebebiyle minarelerde 14 şerefe bulunur. Aynı anda 12 bin kişi ibadet edebilmektedir. Yabancı turistler tarafından Mavi Camii (Blue Mosgue) olarak bilinir. Sultanahmet Camii’nin kubbe ve tavan işlemeleri 1985 yılında İstanbul’un tarihi alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine girmiştir.

YILANLI SÜTUN (Burmalı Sütun)
Yunan şehir devletlerinin Perslere karşı kazandığı zaferden sonra Dephi’deki(Delfi) Apollo Tapınağına dikilmiştir. 8 metre yüksekliğinde 3 başlı ve 29 burmalıdır. Çan şeklindeki kaidesinin üzerinde birbirine dolanmış üç yılandan meydana gelen sütunun tepesinde sürekli yanan bir kazan bulunuyormuş. I. Konstantin M.S.324’de İstanbul’a getirtmiştir. Bugün 5 metrelik kısmı ayakta olan sütunun hem Romalılarda hem Osmanlılarda şehri yılanlardan, çıyanlardan ve haşerattan koruyan bir tılsımı olduğuna inanılıyormuş.

ÖRME DİKİLİTAŞ
Uzunluğu 32 metre olan sütunun ne zaman ve kim tarafından örüldüğü tam olarak bilinmemektedir. Ancak VII. Konstantin zamanında onarımdan geçtiği, altındaki mermer kaideye eklenen babası I. Basileios’un savaşlarını ve zaferlerini anlatan kabartma tasvirlerden anlaşılmaktadır. Mermerin diğer yüzünde 6 mısralık Grekçe yazı bulunmaktadır. Latin İstilasına kadar sütun üzerinde bulunan tunç bir küre ve yine sütun boyunca tunç kabartmalar olduğu bilinmektedir. Sütunun altındaki mermer kaide uzun yıllar toprak altında kalmış 1856’da yapılan kazılarla gün yüzüne çıkartılmıştır.

DİKİLİTAŞ
Firavun III.Thutmosis’in 1550 yılında Mezopotamya’ya yaptığı seferi anlatan anıt İstanbul’daki en eski tarihi dikili taşlardandır. Roma’lılar tarafından Mısır’dan alınarak İstanbul’a getirilen Anıt’ın kaidesinde İmparatorun araba yarışı seyrederken resmedilmiş kabartmaları yer alıyor. Sütun üzerindeki hiyeroglif yazılarda Firavun ’un savaş sırasında Fırat nehrini geçişinin öyküsü anlatılıyor.

ALMAN ÇEŞMESİ
Meydanın kuzey ucunda bulunan en yeni anıt Alman Çeşmesidir. Anadolu- Bağdat demiryollarının yapılmaya başlandığı sırada Türk Alman dostluğunu simgelemek amacıyla 1898 yılında Alman İmparatoru Keiser Wilhelm tarafından yaptırılarak Osmanlı Sultanı II.Abdülmecid’e armağan edilmiştir. Padişahın bir deseninden yola çıkılarak yapılan çeşme Bizanten üslubundadır. Almanya’da yapılan çeşme 1901 yılında İstanbul’a getirilerek monte edilmiştir.

HASEKİ HÜRREM SULTAN HAMAMI
Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan vakfına gelir sağlamak için yapılmıştır. Ayasofya ile Sultanahmet Camii’nin arasında yer alan tarihi Türk hamamı. 1556-1557 yılları arasında yapılmıştır. 1910 yılına kadar kullanılan hamam uzun yıllar boş kalmış. Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır. Bu hamamda, Türk hamam mimarisinde bir yenilik olmak üzere ilk defa kadınlar ve erkekler kısmı aynı eksen üzerinde yapılmıştır. Yapı 1985 yılında İstanbul’un tarihi alanları adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine girmiştir.

TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ
Bugün müze olan Saray adını Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk sadrazamı ve damadı olan İbrahim Paşa’dan almaktadır. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, ülkemizde Türk İslam eserlerini topluca kapsayan ilk müzedir. Günümüzde Türk İslam sanatı’nın en güzel örnekleri olan seramik, tekstil, metal ve ahşap objelerle, antik halılar, minyatürler ve el yazmalarının sergilendiği müze Selçuklu, Osmanlı, Abbasi, Memlük gibi devletlerin en nadide ve özel eserlerine ev sahipliği yapmakta. 1984 ‘te Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Yarışması Jüri Özel Ödülü’nü 1985’te de Avrupa Konseyi – UNESCO’nun çocuklara Kültür Mirasını Sevdirme konusundaki ödülünü almıştır. Ayrıca müze dünya’nın en iyi Halı koleksiyonlarından birine sahip olmasıyla tanınıyor.

Nergiz Varli Muhabir Proje Kökleri İstanbul Türkiye

redazione@progetto-radici.it

Redazione

Redazione

Lascia un commento

Il tuo indirizzo email non sarà pubblicato. I campi obbligatori sono contrassegnati *